Kültür-Sanat - Edebiyat

Paylaşımlar :

  • YÜRÜYELİM BİZ DE İSTANBUL'DA

     İstanbul masum bir yosma edasıyla güneşle fingirdeşirken, 
    biz de uyanalım kırmızıya o sabah.
    Koyu kırmızıya... 

    Ufukta birkaç bulut, 
    birkaç kırılgan aşığın silueti belirsin gün doğumunda. Lakin aşk; sığmasın engin ufuklara…

     

    Akşamdan kalma yalnızlık terk ederken Beyoğlu sokaklarını, 
    birlikte atan iki kalp yazsın zamane aşıkların destanını.
    İstanbul bir yana geçsin, sen bir yana. 
    Karşılaştırmak mümkünse güzelliğinizi, 
    bir kanaat getirsin Ayasofya. 
    Değilse fakat, sussun kainat, dinlesin şiirimizi.
    Bir elimize umut alalım, diğerine sevda. 
    Sonra durgun sulara, rüzgara inat yürüyelim. 
    Arsız martılar haya etsin kahkahalarımızdan. 
    Erguvan kokulu yamaçlar yüz çevirsin de mutluluğumuza, 
    biz yürüyelim seninle inadına…
    Bakışların mehtabı taşısın sahillerine İstanbul’un. 
    Sesin hercai bülbüllere nispet karışsın deli şehrin vokaline. 
    Kokun karışsın boğazın rüzgarlarına 
    ve sevinç gözyaşların durgun sulara…
    Söyle o çaresiz ressama, uğraşmasın boşuna. 
    Ne seni resmedebilir, ne de İstanbul’u zira. 
    Yalnız siluetimizdir aktarabileceği yüzyıllık duvarlara… 
    Ve yalnızlığımız yansıyan kırık, tozlu aynalara...
    Güneş güne veda edip aya devrederken yerini, 
    biz de yürüyelim seninle peşisıra.
    Acı bir veda…
    Gökyüzüne dokunsun bu acı 
    ve “kimdir?” diye sorsunlar içlerinden;
    Birlikte yürüyen bu iki yabancı… 


    (Şair Nurullah Genç'e atfedilmiştir...)
    H.K.

    Paylaşımlar :

0 Yorum eklendi

Yorum Ekleyin

  • Adı
  • E-Posta
  • Yorumunuz

KULLANICI GİRİŞİ